Sayfalar

Recent Posts

2009/07/19

Yeşili, Turuncusuyla aynı prizmanın içinden çıkanlar.



1980'lerde çocukluğumun geçmesi sebebiyle , o anki konjonktür itibariyle apolitik yetiştik. Ne bekliyordunuzki ; anayasaya %82 mi ne, evet oyu vermiş ebeveynlerin çocuklarıydık. Şimdi sorsak herbiri hayır oyu veren %18 lik dilim içerisindelerdir. Sonrasında, Turgut Özal fırtına gibi girdi tarih sahnesine. Amerikan filmlerindeki yaşam tarzı, ışık hızıyla pompalandı. Uzatmayalım gerek bu dönem yüzünden, gerek korkudan, gerekse hedonist yaşam tarzını benimsememden; politikadan ve politik yorumlardan kısacası arkadaş sohbetlerinde vatanı kurtarmaktan devamlı uzak durdum. Komplo teorilerine hiç pirim vermedim.

Ama durum artık içinden çıkılmaz bir hal aldı. Resmen gözümüzün içine baka baka, dalga geçer gibi her türlü oyunlarını sergiliyorlar. Sanki tavuk çiftliğinde yaşıyan tavuklar gibiyiz. bir evimiz olsun, bir arabamız olsun , evimizin dekorasyonu , elbiselerimizin şıklığıyla hava atıp kesiliceğimiz tarihi gönül rahatlığıyla bekliyelim. Modern köleleriz.

Gazeteleri okuyorum koca koca köşeyazarları , kelli felli adamlar 30 yıldır bıkmadan usanmadan aynı şeyleri yazıyorlar. Kanallara çıkıp aynı şeyleri söylüyorlar. Batının gelişmişliği, Avrupa Birliği , demokrasi, insan hakları. yaşanılan haksızlıklar, çevremizde katledilen çocuklar, insanlar. Zerre kadar umurlarında değil. Kafama takılıyor. Eminim bu yazarlar bu yazdıklarının yalan olduğunu yada bu katliamlara seslerini çıkartmaya korktuklarının adları gibi farkındalar.
Tamam kendi durumuma kılıf uydurmuyum ben sıradan biriyim, hatta tavuk çiftliğindeki tavuk olduğumuda kabul ediyorum, 1967 chevy impala'yada zaafım var olsa hava atarım ama bunlar aydın geçinen soytarılar. Asli görevleri topluma bir yön vermek ve bilinçlendirmek . Adı üstünde aydınlatmak. Ciddi ciddi merak ediyorum bunları yapmalarının motivasyonu ne? yalnızca paraysa, alıcakları boğaz manzaralı villalar yada son model arabalarsa cidden yazık. Şan şöhretse , kimse satılmış birini hatırlamıyor hatırlasa bile iyi anmıyor. Yada aile fertlerinden birini kaçırıp , tehdit edip karşılığında bunları yazdırıyorlarsa bir şey diyemem :-)

Şimdi bildiğiniz gibi 12 haziranda İran'da seçimler vardı ve aynı tarihte, malum gazete o meşhur belgeyi basına lanse etti. Tabi yurttan sesler korosu başladı şarkılara hep beraber. buna yabancı klasik müzik korolarıda katıldı. Her şey organize , spekulatörler paraları gönderiyor, o ülkenin durumuna uygun bir renk seçiliyor, bayraklar, afişler basılıyor bu arada Abd ve ab basınından demokrasiyi ve gösteriyi övücek yazılar yazılıyor. işin kafa üşüttürücek kısmı ; kendi ülkelerinde demokrasininin D si olmayan, amerika'nın kucağındaki ve krallıkla yönetilen Suudi Arabistan , Mısır ve Ürdün medyası demokrasi ve insan hakları adına Museviye arka çıkmaları ve Molları diktatörlük ve halk düşmanlığıyla suçlamalarıydı. Aynı medya ülkemizde orduyuda suçladı , hükümetin demokrasi çabalarına engel oluyor diye. Allah size akıl fikir versin. Adamların ülkelerinde en ufak bir şeyde kol bacak , kafa kesiliyor, ama bizim aydınlarımızın çıtı çıkmıyor.
Askeri cunta zamanında, cunta liderlerine övgüler yağdıranlar şimdi arkalarına aldıkları renkli devrim rüzgarı sayesinde orduya ateş püskürüyorlar. Merak edenler üşenmesin arşivleri karıştırsın, kimler 1980 de neler yazmış şimdi neler yazıyorlar.



Şimdi bazı denyolar İran'daki mollaları savunduğumu sanırlar. Asıl dikkat çekmek istediğim nokta, sizin ülkenizde bilindik Amerikan ve Batı şirketleri, yerel esnafın kökünü kurutan AVM'ler (Alış veriş merkezleri) varmı? benimle ticaret yapıyormusun, adına dolar denilen aslında bir kağıt parçasından ibaret olan pratikte karşılığı olmayan şeyi tüm dış ticaretinde ve stok para olarak kullanıyormusun? Cevap Evet se. Kardeşim senin ne yönetim biçimin , ne insan hakların hiç bir şey umrumuzda değildir. ama tersini yapıyorsan işin zor. Her türlü deneyi yaparız üstünde.



Şimdi ; Bush zamanında kongreden 400 milyon dolar istendi . Bu miktarın istenme sebebi İran'a yapılıcak ve İran'ın bölgedeki etkisini kırmak için faaliyetlerin finansmanıydı. Tahmin edebileceğiniz gibi bu faaliyetler, etnik ve muhalif grupları kışkırtma ve istihbarat faaliyetlerini arttırmaktı. İşin hayret verici tarafı , bir ülke başka bir ülkeyi parçalamak için kendi kongresinden tamamiyle açık bir şekilde örtülü operasyon (covert budget) bütçesinin onayını geçirmesi. bu tip kara bütçe (black budget) denilen fonlarla kimbilir neler yapıldı dünyada.

Aynı senaryo , Rusya'yı köşeye sıkıştırmak için Gürcistan, Kırgızistan ve Ukrayna'dada başarıyla uygulandı. Ama Ukrayna'daki turuncu devrimi sonuna kadar destekliyorum zira karşımıza tapılası kişilik Yuliya Timoşenko 'yu getirdi. Türk erkeklerinin kalbinde Ukrayna'daki turuncu devrimin yeri apayrıdır:-))))




Çin'le aramız gayet iyiydi. Ve bu iyi ilişkiler , ekonomiden siyasi ittifaka doğru gelişme ivmesi gösteriyordu. Hatta bazı yerlerde Imf yerine Çin'den kredi alınacağı konuşuluyordu. Tabiki yine kara bütçe fonları girdi devreye ve şaşırtıcı bir zamanlamayla Çin'de ayaklanmalar başladı. Bir anda Türk'ler ve Çin'liler karşı karşıya geldiler.

İşin ironik tarafı, BM burdaki olaylara mudahale etmek istedi ama aynı BM'nin başkanı Gazze katliamı sırasında kudüsteyken, BM binası vuruluyor ve saçma sapan gülümsüyordu.

Geçtiğimiz 11 Temmuz, Srebrenica katliamının 14. yıldönümü idi. Ne bu köşeyazarlarımızda bu katliamla ilgili bir haber okudum nede Tv lerde bir habere rastladım. sırp çeteler , BM nin karşı koymaması üzerine Srebrenica kasabasını ele geçiriyorlar ve burada yaşıyan 25.000 kadar bosnalı Hollanda yönetimdeki BM güçlerine sığınıyor. Sırplar; kampı kuşatıyor ve hollanda lı komutan Tom Karremans yönetimindeki Bm barış gücü bu Bosna'lı müslümanları sırplara teslim ediyor. Olanları yazmak istemiyorum ama BM, NATO ve aydınlarımızın devamlı övdüğü örnek gösterdiği Batı bu katliamı seyretti. Geçen yıl Hollanda Kraliçesi, Bosna'da görev yapan subay ve askerlerine madalya verdi. Benim ülkemde , asker kimlik sorsa aydınlarımız şimdi ayağa kalkıyor.

Irak'ta ölen 1 milyonun üstünde insan unutuldu konuşulmuyor bile. Artık haberlerde; ölen Irak'lı sayısını matematiksel veri olarak algılıyoruz. Aralık 2008 Gazze katliamında, 1700 filistinli öldürüldü, 6000 den fazlası yaralandı. Ve yaklaşık 8 aydır kuşatma devam ediyor ve kimsenin umrunda değil.

Sonuç olarak, bu köşe yazarlarını ve aydınları esefle kınıyorum. Alınan nobel'ler mide bulantısı yaratıyor. Kim sohbete; insan hakları, demokrasi, özgürlük diye başlarsa, meşe odunuyla kafa göz dalasım geliyor.

0 comments:

Yorum Gönderme