Sayfalar

Recent Posts

2008/06/28

ANGKOR WAT GEZISI 2008



Angkor Wat yazıma başlamadan önce bir durumu anlatmak istiyorum. Bazen bir şeyi şiddetle istersiniz. Onu elde etmek için çeşitli özverilerde bulunursunuz. Bu sabredip beklemek olabilir veya ekonomik durumunuzu zorlayıp kendi bütçenize göre büyük meblağlar ödemek olabilir. Kendimden örnek veriyim; 1989 yılından beri yeni Indiana Jones filmini bekliyordum. Hatta blogada yazmıştım. George Lucas ve Steven Spielberg 'ten o kadar umutluydumki senelerce bu filmi bekledim. Ve sonuç tam bir hüsran oldu. Yani Harrison abimin ibiş olduğunamı yanayım, buzdolabıyla nükleer patlamadan kurtulduğunamı şaşırıyım, hayretler içerisindeyim, sofistike Naziler yerine Yüzüklerinin Efendisinden fırlamış gibi duran hobbit kılıklı Kızılordu mensuplarıyla ; Cate Blanchett ablamızın karateli, kılıçlı filan garipliklerinemi bakıyım . Indiana jones and the kingdom of the crystal skull tam bir hayal kırıklığı oldu bende. Para uğruna sinema tarihinin bu en güzel serisi bu kadarmı mahvedilir.

İşte bu filmi izledikten , bir kaç gün sonra AngKor Wat'a gittim. Ve yıllardır bu yeri görmek istiyordum. Yazımın başında belirtiğim gibi ; çok istediğiniz bir şey , istediğiniz gibi çıkmazsa hayal kırıklığı ama beklediğinizinde çok çok üstünde çıkarsa müthiş bir keyif yaşarsınız. İşte Angkor Wat bu keyfi yaşattı bana. Böyle bir yer olamaz ve bunu yapan insan olamaz.



Angkor Wat 'ı ilk olarak bir belgesel programında izlemiştim. Daha sonra yüce insan ulu kişilik Angelina Jolie'nin Tomb Raider filminde gördüm ve büyülendim. Gidilicek yerler listemde bir anda ön sıralara yükseldi. Peru veya Moğolistan arasında gidip geliyordum. Kamboçya'da karar kıldım. Tabiki Angkor Wat'a büyülendim yanlış anlaşılma olmasın lütfen. Ama ne yalan söylüyüm gezi boyunca dua edip durdum Angelina Jolie burada benide görsün benide evlat edinsin diye. :-)

Angkor Group , yani Angkor Tapınaklar bölgesi 300 km2'lik bir alanı kapsayan devasa bir yer. Ve bu grubun en önemli tapınağı , tapınakların anası Angkor Wat dünyanın en büyük dini yapısı. Bunu ben söylemiyorum Guiness rekorlar kitabı söylüyor. İlk bende bu kadar büyük bir yer olamaz demiştim ama bizzat yerinde görünce olduğuna inanıyorsunuz. Kimer insanlarının bir son zamanlardaki durumuna bakıyorsunuz birde geçmişte yaptıkları bu muhteşem yapılara. Bir medeniyet nasıl böyle düşer insan üzülüyor. Gezintinize başlamadan aşağıdaki Nasa'nın uydu resmine ve sağdaki plana bir göz gezdirin.



Öncelikle bu tarihi komleksin hikayesinden başlıyalım.
Kimer uygarlığının çıkışıyla ilgili çeşitli efsaneler var. Ama hepsinin birleştiği nokta Kimmer medeniyetinin ve ırkının Hindu originli olduğu. En çok kabul gören efsane Kimer hanedanının , Hindu Prens Preah Thong'tan türediği. İşte burada bir kızla karşılaşmış , başkenti buraya kurmuş.
Kamboçya tarihi hakkında en büyük kaynak , Çin yıllıkları. Sonrada tapınaklardaki rolyefler geliyor. Aynı bizim ortaasyadaki tarihimizi Çin'lilerden öğrenmemiz gibi Kimer tarihide Çin yıllıklarından çözülmüş büyük ölçüde. Ucuz ürünler üretimi yerine o sıralar tarih yıllıkları yazıyorlardı demek.

Angkor İmparatorluğunun temeli II. Jayavarman'ın başa geçmesi ile başlar. 9. yüzyıl başlarında küçük eyaletlere bölünmüş yerleri tek bir imparatorluk şemsiyesi altına sokar. Angkor İmparatorluğun kaderi haline gelen Hinduizm ve Budizm arasında gidip gelmelerinin temeli bu vatandaş tarafından atılır. Kendiside Hindu olan kral, bu dini yerleştirir her yere. Ama enteresan bir şekilde Kimer kralları bu din işini baskıyla yapmazlar , Budizm'le ve Brahmanism'e büyük toleranslar gösterirler.

Sonra başa Indravarman I geçer. Bakong Temple'la Preah Ko temple 'ı yaptırır.

Yasovarman I ise , şu anda ellerinde fotoğraf makineleri bir sürü turistin güneşin batımını koşturduğu ünlü Phnom Bakeng tapınağını yaptırır.

İşte her uygarlıktaki gibi, bir kral gelir bir kral gider. Angkor Tapınaklar bölgesi büyük bir yerleşke olur . Buraya akıllara zarar , rölyefler, su havuzları, su yolları ,birbirinden egzantirik tapınaklar yapılır. İmparatorluğun kaderi haline gelen Hinduizm ile Budizm arasında çekişmeler olur. en son Budizm kazanıyor savaşı ve günümüze kadar geliyor.

Atlamadan geçmek istemiyorum; Suryavarman II , Kamboçya'nında bayrağında olan ve en etkileyici tapınak olan AngKor Wat'ı yaptırır. Aynı zamanda tropik ormanın içinde kaybolmuş Beng Melea tapınağınıda yaptırır.
Jayavarman VII ise yine bir başka gözalıcı Ta Prohm tapınağını kuruyor.
Jayavarman VIII ise Theravada Budizminini baskın hale getiriyor. Ve bugünümüze kadar kalıyor.
İmparatorluğun ise nasıl sona erdiği bilinmiyor, en azından yazılı kaynaklarda yok. Şehir yeryüzünden siliniyor sanki ve 1860 yılında sanki Fransızlar burayı yeniden keşfediyorlar.

Şimdi gelelim AngKor Wat gezimize. Malumunuz Kamboçya gezisinde bahsetmiştim. Maceralı bir şekilde Sieam Reap'e ulaştık. Burada Ancient Angkor Guest House'a yerleştik. Ve bizi otele getiren Ozone adındaki şirin tuktukçumuzla 3 gün için 30$' a pazarlık ettik. Ozone delikanlı kalender bir çocuk. Yiğidin harman olduğu yerden Siem Reap'ten. Gidenlere tavsiye ederim. Selamımı söyleyin.
Telefonu (855)017534117 Emaili ise : chamozone@yahoo.com
Varan'la bayağı bi kanka oldular. Azimle Türkçe öğretti Ozone'a. Zavallı çocuk.



Angkor Wat için 1 günlük bilet 20$, 3 günlük 40$ , 6 günlük 60$. Bir günlüğü unutun. Hiç bir şey anlamazsınız. Biz 3 günlük biletlerimizi aldık ertesi gün için. Artık foto getirmenizede gerek yok gişelerin önünde şipşak çekiyorlar fotonuzu bilete
bastırıyorlar. Teknolojiyi bu ücra yerde bile görmek kabus gibi geliyor bana.

Sabah uyandığımda güzel bir süprizle karşılaştık. Yağmur yağıyordu. Ama şöyle böyle bir yağmur değil. Batıl inançlarım olsa; sanki gökyüzünde yağmur tanrısı var ve adamlarına kovayla su attırıyor aşağıya diyeceğim. Bildiğim tüm küfürleri etmeye başladım 1 saat sonrada sabah 08:00 de Ozone gelicek. Neyse küfürlerdenmi yoksa şanstanmı Ozone geldiğinde yağmur hızını kesti makul ölçülere indi. Bizde güle oynaya , tam techizatlı muhabir cevat kelle gibi ilk durağımız; tapınakların anası AngKor Wat'a doğru yola koyulduk. Şaka bir yana techizat önemli, içerde her şey 2-3 katına satılıyor. Gitmeden, şişe sularınızı, yiyeceklerinizi alın sırt çantanıza atın. İçeride içtiğiniz su miktarına sizde şaşırırsınız. Birde şemsiye alın yağmurun ne zaman bastırıcağı belli olmuyor.




Angkor Wat 12. yüzyılda Kral Suryavarman II tarafından kurulmuş Brahmanic kültü tabanlı , Tanrıça Siva eksenli bir tapınak. Buradaki korunmuş en iyi tapınak. Hindu inanışına göre yapılmış sonrada Budist olarak hizmet vermiş.. Zaten duvarlarında boydan boya elle oyulmuş Hindu tanrılarının, Hindu koruyucu meleklerinin , çeşitli destan ve savaş sahnelerinin kabartmalarını görürsünüz.
İçerdede Tanrı, Tanrıça ve Buda heykelleri var.



Gezdiğimiz hiç bir arkeolojik yer bu kadar büyük değildi. 1,500 metreye 1,300 metre bir yer hayal edin. Ve çevresine 190 metre genişliğinde bir hendek koyun. Kesinlikle büyüleniyorsunuz. Ürdün'deki Petra, İran'daki Persepolis , Suriye'deki Palymira, Türkiye'deki Efes veya İngiltere yada İskoçya'da gördüğüm kaleler, buraya göre çocuk parkı gibi geliyor. Üstelik Angkor Wat bu Angkor grubundaki ilk gezdiğimiz tapınak ama en büyüğü. Sanki Kimerler çağdaşlarına ve eskilere gidin kumda oynayın demişler.
Antik Yunan ve Roma mimarisi ile kıyaslanan Angkor Wat, en fazla övgüyü dizaynındaki uyum için alıyor.



AngKor Wat kozmik evrenin dünyasal bir modeli. Yapının merkezi , Hindu tanrılarının yaşadığı yerlerin dünyadaki şekli.



Tapınağın merkezi; Hindu tanrılarının evi kutsal Meru dağını, bu merkezin çevresindeki dört kule , meru dağının dört zirvesini, ana duvar ; dünyanın ucundaki dağları, hepsini çevreleyen su hendeği ise sonsuz okyanusları simgeliyor.
Diğer bir çok tapınağın aksine Angkor Wat batıya bakıyor ve uzmanlar hala bu konuda tartışıyorlar.




Tapınağın iç kısmı. Üsteki planlardan takip edebilirsiniz. Ana yapı malzemesi olarak Kimer mimarları kumtaşı kullanmışlar.



Tapınağın içindeki kütüphanelerden biri.



Tapınağın merkezi



Hindu koruyucu melekleri



Şansımıza , tapınak zarar görüyor diye iç kısımdaki kulelere çıkmayı yasaklamışlar. Angkor Wat'ı sindire sindire 5 saatte dolaşıyoruz. Kişisel düşüncem, stresten uzak, tüm tapınakları görmeliyim düşüncesinden ziyade yavaş yavaş , o atmosferi hissederek dolaşın bu tapınak komplekslerini. Zira bir fast food restaurantında yiyip kalkmakla, şöyle güzel bir rakı masasında fasıllı bir ziyafet kadar fark var arada.





Tapınağın doğu girişi



Elimdeki mor şemsiye ayrı bir karizma verdi bana gezi boyunca. Uyanık Varan siyah şemsiyeyi kaptı hemen





İç tapınağın dış duvarlarında toplamı 800 metreyi bulan rölyefler var. Duvarların hepsi aralarında boşluk kalmamacasına rölyef dolu. Zaten bu sahneyi görünce şöyle bir duruyorsunuz. Bunları nasıl? ne şartlarda? hangi motivasyonla? kazımışlar. Biz bakmakla bitiremiyoruz adamlar metrelerce taşa kazımışlar. Şimdiye kadar gittiğim bir arkeolojik yerde taş kabartmalara vaybe diyerek hayretle bakıyordum. Kimerliler bu rolyeflerle gerekli ayarı veriyorlar bana.




Rölyeflerde tasvir edilenler, Kurukshetra savaşı. Bu savaş Hindu Mahabharata destanındaki sahneyle canlandırılmış rölyeflerde.
Suryavarman II nin ordusu.
Cennet ve cehennem tasvirleri. İnsanların ödüllendirildiği 37 cennet ve cezalandırıldığı 32 adet cehennem tasviri var. Churning of the Ocean of Milk, bunu türkçeye çeviremedim ama anladığım kadarıyla bu destandada 88 asura yani şeytanla, 92 deva yani tanrının savaşı. Sonunda apsaraların yani cennet perilerinin yardımıyla tanrılar savaşı kazanıyor.



Fil kapısı. Kralların cennete ulaşmak için kullandığı bir kapıymış.

Vishnunun şeytanlara karşı kazandığı zafer.

Krisha ve şeytan kral.

Lanka savaşı











Öğlenleyin yorgun argın ama ruhen dinlenmiş bir şekilde çıkıyoruz dışarıya. Bu tropik ormanda her türlü hayvanat ve haşereye maymunuda ekliyelim lütfen.





Yanımızda getirdiğimiz yiyecek ve içecekleri tükettikten sonra ; AngKor Wat'tan da daha büyük bir kompleks olan Angkor thom kompleksine doğru yola çıkıyoruz. Planı aşağıdaki gibidir.



Ama Angkor Wat'ın aksine burası tek bir büyük tapınak yerine, göreceli daha küçük tapınaklardan oluşuyor. Angkor Thom kompleksine doğu kapısından giriyoruz. Kapıda bizi Hindu tanrı ve şeytanları karşılıyor.





Angkor Thom, Kral Jayavarman VII tarafından 13. yüzyıl başlarında yapılmış. İçinde 8 km'ye 12 km duvarlara sahip ve çevresindede şimdi kurumuş olan 100 metre genişliğinde bir hendek. Ama yağışlı mevsimde gittiğimizden su havuzları doluydu ve içinde çocuklar yüzüyorlardı. Aslında buraların etkileyiciliği ve devasa büyüklüğü yazarak anlatılamıyor. Kesinlikle gezip görmek lazım.

İlk olarak Bayon tapınağına gidiyoruz. Benzersiz bir yapısı var. Tropik orman tarafından yutulmuş. Kulelerinde Avalokiteshvara 'nın yüzleri kazınmış.











Sonra Bayon'nun 200 m kuzey batısında kalan , Meru dağını temsil ettiğinden piramit şeklinde yapılan Baphuon tapınağına geçiyoruz. Burasıda Suryavarman I tarafından başlatılmış ve Udayadityavarman tarafından sonlandırılmış. Özellikle bu piramit gibi tapınakları gezerken çok dikkatli olun. Yerler rutubetten zaten kaygan, birde haşereler musallat oluyor. Ani hareket yapmayın. Düşüp kolu bacağı kırarsanız, en yakın tıbbi yardım Tayland'da. Kendinizi Kimer doktorlarına emanet etmeyin.:-)







Baphoun'un tepesinden bakınca aşağıda olimpik boyutta su havuzlarını ve yarış yapan çocukları görüyoruz. Çocuk her yerde çocuk.



Bu tropik ormanda ve bu birikintilerde haşerat olmasında ne olsun. Birde söylemeyi unuttum, bir sürü çocuk haşeratta var. bunaltıyorlar adamı. Aynen bu şekilde , dilleride tam dönmüyor ingilizceye "Hellooooooooo duuuuu yuuuuuu vannnaaaaaaa kold dirinkkkkkkk". "Helloooooooooo vannnnn dolarrrrrrrrr pilizzzz". Allahım kabus gibi her yerde satıcı. Bunlarada en iyi taktik başka bir turisti gösterin. "He has a money" diyin. Test edilip onaylanmıştır. Sakın tapınaklarda hızlı hareket edip koşmayın kafa gözü yararsınız.




Sonra sırasıyla; Phimeanakas, Preah Palilay, Tep pranam , Preah Pithu Group , North Kleang, South Kleang ve Terrace of elephants 'ı dolaşıyoruz. Hepsi birbirinden güzel ve mistik. İnsan burada kendini kaybediyor.







Özellikle Terrace Of Elephant'ta , o günlerin resmi geçitlerini hayal edince, bambaşka bir duyguya kapılıyorsunuz. 350 metre uzunluğundaki bu alan, resmi geçitler için kullanılıyormuş. Hala akıl almıyor, böyle bir uygarlığın torunları burada turistlere 1 dolara hindistan cevizi satmaya çalışıyorlar.










Ve sonunda yüce kişilik , Angelina Jolie'nin başrolünü oynadığı , Tomb Raider filminin çekildiği Ta Prohm tapınağındayız. Canım; nasıl kaçıyordu kötü adamlardan ve canlanan Hindu tanrısından Ta prohhm un içinde.:-) Angkor Wat'ın dünyaca tanınmasında bu filmin büyük etkisi var. Aynı Petra'nın tanınmasındaki Indiana Jones'un etkisi gibi.

Ta Prohm , tropik orman tarafından tamamiyle yutulmuş. Bence burada çok moda olan güneş batışı veya güneşin doğuşunu izlemek için koşturucağınıza, yakın sigaranızı Ta Prohm'da, meditasyona dalın. Ta Prohm'un yakınındaki Phnom Bakheng'deki ana atraksiyon güneşin batışını fotolamak. Malesef burada ışıklandırma yok, gece oluncada düşe düşe iniyorlar tapınaktan. :-)) Bu arada tapınakların içinde sigara içmek yasak ama polise vericeğiniz 1 dolar rüşvetle bu sorunuda aşıyorsunuz.

Ta prohm Budist tapınağı olarak yapılmış ve kral Jayavarman VII. annesine ithaf edilmiş.





Oak ağacı denilen bu terbiyesiz ağaç, tapınağın tuğlaları arasından fırlamış ve çoğu yerde tarumar etmiş tapınağı.









Sigara içmek için rüşvet verdiğim şanlı Kamboçya polisi birde resmimizi çekti kadim kankam Varan'la. Hizmette sınır yoktur. Meslekdaşlarının durumu hakkında yine kızdırıyorum kankayı.



Bunada Lonely Planet kitabında Tomb Raider ağacı diyorlar. :-)










Canımız çıkıyor. Hiç bir gezimde bu kadar yürümemiştim. Rutubette bizi mahvediyor. Ama değdi doğrusu. Ozone bizi otele at koçum diyoruz. Duşumuzu aldıktan sonra barlar sokağına gidiyoruz. Burada Varan yemek yiyebiliyor. O meşhur palmiye yağı kokusu yok Kamboçyada. 640 ml lik Angkor biralarının dibine vuruyoruz.





Sabah uyuyakaldık. Her tarafımız dökülüyor . Her geziden önce kendi kendime söz veriyorum kilo vericem diye ama gel görki deligönül kebaplara dayanamıyor. Bir gün ölüp gidicem dünyanın ücra biryerinde tarihi yerleri dolaşırken. Ozone gelince uyandırdı bizi saolsun. Maceraya kaldığımız yerden devam ediyoruz. Bu sefer yağmur yok ama sevinemiyoruz. Şimdide hava sıcak ve rutubetli. Güneş kavuruyor ortalığı. Çek usta Preah Khan'a diyoruz. Preah Khan 'da geniş bir alana kurulmuş. Jayavarman VII tarafından yapılmış.
Sacred Sword yani kutsal kılıç diyorlar.



Şu kabartmayı Asur kötülük tanrısı Pazuzu'ya benzettim. Tabi Asur etkisinin buraya ulaşmasını düşünmek tamamiyle saçmalık. Zecheria Sitchin gibi komplo teorilerine dalıp konuyu sapıtmayalım. 2012 Marduk geliyor. :-) Annunakiler yolda.










Bu çok çok terbiyesiz bir ağaçtı. Ve yalnız. Ruhun şad olsun Bob Ross amca



Varan'ada en sonunda arkeoloji ve tarihi sevdirdim.





Bir sonraki yer Preah Neak Pean. Burasıda 12. yüzyılın sonlarında Budist tapınağı olarak Jayavarman VII tarafından yapılmış. Bu kral bayağı verimliymiş. Birde her gelen kral bir öncekinin yapıtlarını yıktırıyormuş. Bize kalanlar en son yapıtlar. Kimbilir diğerleri nasıldı?

Preah Neak Pean ise kare bir havuzun ortasında bi budist tapınağı ve bunu çevreleyen 4 kare havuzdan oluşuyor.





Sonraki durağımız doğudaki Ta som tapınağı. Buda aynı kral tarafından kurulmuş. İsmini yazmaya üşeniyorum artık. Çağının Donald Trump'muymuş arkadaş.



Sırada Hindu Tapınakları olan ve Yasovarman I tarafından yapılan Eastern Baray ve Eastern Mebon vardı.





Kral Rajendravarman II tarafından yapılan ve Eastern Mebon'un 1 km güneyinde bulunan Piramid tarzı PreRup'a gelince yağmur çiselemeye başlıyor. Biraz olsun rahatlıyoruz.
PreRup ta oldukça etkiledi bizi.





İnternette çeşitli rotalar var hangi gün nereyi dolaşın diye. Benim yazdıklarımıda baz alabilirsiniz bu kaynaklarada bakabilirsiniz. En beğendiğim ve otorite olan kaynak burası. Bu siteden faydalanın. http://www.theangkorguide.com/

Nem oranından, sıcaktan , vücutlar iflas ediyor. Ozone şurada bir restaurant var diyor. yerseniz bende komisyon alıcağım diye belirtiyor. Tam bir delioğlan, dürüstlüğü takdire şayan. Oturup biralarla yemeklerimizi söylüyoruz. Fiatlar Siem Reap'e göre tam iki katı ve yemekler kötü. Tipik turizm soygunu elden bir şey gelmiyor. Varan azimli , Ozone'un eline kağıt kalem veriyor başlıyor Türkçe öğretmeye. Zaten adamların dilinde ü yok, ş yok . Zavallı çocuk. PolPot rejiminden sonra ikinci işkenceyi Varan yapıyor Kamboçya'da



Son olarakta Banteay Kdei ve Sra Srang'ı dolaşıyoruz. Bunlarda budist tapınakları. Aynı eleman tarafından yapılmışlar.







Bir gün daha bitiyor ve bizde bitiyoruz. Ozone yine abi bir yer var oradanda komisyonumu alıyım diyor. Karikatür kahramanı gibi bir çocuk. Senden korkan senin gibi olsun diyoruz :-) Bizi Koulame II Restaurant diye kişi başı 12$ olan açık büfe bir yere getiriyor. Apsara denilen antik kimer danslarının yapıldığı restaurantta bu fiatlar süper. Hepimiz kazanıyoruz. Zaten açlık ve susuzluktan bitik durumdayız. Açık büfe gayet başarılıydı.





video

En son resimde çektiriyorum dansçılarla.



Yemekten sonra favori mekanımız olan Red Pianoya geçiyoruz.



Sabah uyanmamazlık etmiyoruz. Yeniden maceraya devam. Bu nasıl tarihi bir yermiş anlamadım. 3. gün oldu ancak yarısını dolaştık. Resmen diğer tarihi yerlerle dalga geçiyor Angkor Wat.

Kamboçyada en çok benzin istasyonlarını sevdim. Kredi kartı yok, taşıtmatik yok. Oh mis gibi. Al gülüm ver gülüm. Şişe şişe yakıtımızı alıyoruz benzinciden.



Bugünkü ilk durağımız; Preah Ko tapınağı. Burası Indravarman I tarafından 9. yüzyılda yapılmış. Tapınağın üstünde aslan muhafızlar var. İlk defa asortik bir poz vermek istedim şöyle karizmatik, Türk usulü :-)




Varan'ında benden aşağı kalır yanı yok. Aslan muhafızlarla birlikte.



Son olarak oldukça etkileyici Bakong tapınağına geliyoruz. Burasıda oldukça büyük ve enteresan bir şekilde aktif Budist Tapınağı. İronik olarakta Indravarman I tarafından yapıldığında Shiva'ya ithaf edilmiş.

Aşağıdaki gibi bir planı var.



Kuşbakışı görünüşüde bu şekilde.



Burayı çok sevdim. Belkide ormanın ücra bir köşesinde olduğundan bir dinginlik hakim.
Aslında yoga ve meditasyon 'la ciddi ciddi uğraşmak lazım. Ah ama o vejeteryanlık gerekliliği yokmu, bir anda yoga'dan ve meditasyondan soğutuyor insanı. :-) Üstüne birde sigara ve bol alkol olunca şansımızı tamamiyle kaybediyoruz.










Artık yeter abi diyoruz. Piramit gibi tapınaklara in çık. Şaftımız kayıyor. Müdavimi olduğumuz Red Piano'ya geliyoruz. Varan resmen piskopata bağladı. Türkçe kelimeleri zavallı çocuğa ezberletiyor. Yanlış söylersede kızıyor. Ozone'un aldığı komisyonları fitil fitil burnundan getiriyor. Zavallı çocuk kıramıyorda Varan'ı.



Hadi diyoruz modaya bizde uyalım , güneş batarken bir karede biz yakalıyalım. ama ortamı görünce tiksiniyorum. Yüzlerce turist, fantastik kameralar etrafa koşuşturuyorlar.



Valla biz biralarımız açıp, ayakları uzatıp bu manzarada demleniyoruz. Millet çeşitli tapınaklara doğru koşmaya başladı. foto merakınız varsa internette hangi tapınakta gündoğumu hangi tapınakta günbatımı çekiliyor ayrıntılı anlatılıyor.
Laf aramızda dumanlı kafayla gökkuşağını yakalıyorum ve bu beni çok mutlu ediyor.
Bir gezimiz daha burada bitiyor. Görüşmek üzere.

8 comments:

  1. Doğan Erdoğant4 Ağustos 2008 15:20

    Resimlerde önde sen olunca Angkor Wat'ı tanıdık, Angelina'nın filminde fona bakmak nasip olmamıştı. Eline ayağına sağlık gidip, görüp anlattığın için. Hadi şimdi biraz dinlen, sonra yine gidersin.

    YanıtlaSil
  2. Bak müdür okudum o kadar etkilendim ki anlatamam eline ayağına sağlık ha bu arada ben bangkoktaki salimin arkadaşı ismail öztürk bana haber ver seninle her yere gelirim

    YanıtlaSil
  3. İsmail kardeş; çok memnun oldum. Salimin arkadaşı bizimde arkadaşımız olur. Bir daha geldiğimde söz haber veririm sana. Vietnam yada Laos yaparız.

    YanıtlaSil
  4. Harika, sans eseri Dogan'i ararken buldum :) Mukemmel bir anlatim ve fotograflama. Nerdeyse ben de buralara gitmek istiyorum. Fakat bir taraftan da gitmis kadar oluyorum! :)
    elinize saglik demeden gecmek istemedim. Devamini bekliyoruz. :)

    YanıtlaSil
  5. Teşekkürler Önder. Blog yazılarını beğendiğine sevindim.
    Dogan aranırken benim bulunmam dahada sevindirici :-)))

    YanıtlaSil
  6. ne güzel geziyorsunuz abi ben de gezmek isterdim

    YanıtlaSil
  7. merhaba blogunuza cok eskiden bir goz gezdirmistim,o zaman kambocyaya gitmemistim daha belki de aklimda bile yoktu ama suan bu satirlari sizin yazinizi okuyup yine icime angkor aski dustukten sonra yaziyorum.muhtesem bir bir yer huzur dolu,ne kadar fotolarla yansitilmaya calisilsa da olmuyor o uhrevi hava,o huzur ortami orda hissedilmeli.hatta suan vietnam gezisi aklimdayken yine mi kambocya yapsam diye dusunuyorum:)komik bir yazim diliniz var eglenceli de daha cok yazarsiniz umarim EDA

    YanıtlaSil
  8. Kesinlikle haklısınızı, huzur dolu muhteşem bir yer . bizde motor kiralayıp 3 tam gün dolaşmamıza rağmen bitiremedik koca antik kenti. Bir daha gitmek lazım.

    YanıtlaSil