Sayfalar

Recent Posts

2008/06/28

TAYLAND GEZISI 2008



Evet yeni bir gezi yazısıyla birlikteyiz. Suriye gezi yazımda belirtiğim gibi, akıl hastalarının su sesiyle rehabilite olduğu Halep'teki Bimaristan'da Kambocya'ya gitmeye karar vermiştik. Anlaşılan biz rehabilite olamadık. Kambocya'ya direkt uçuş olmadığından Tayland bangkok yapılması gerekiyor. Tabiki yine Tayland'ın vize istememesi büyük kıstas.
Şimdi efendim, zamanında askerliği erteletmek için ikinci üniversiteyi bitirmiştim sonra masterı kazandım tam yapıcakken askere gittim. Biraz daha erteletme imkanım olsaydı doçent , prof filan olurdum bu okuma azmiyle :-)) Varmak istediğim nokta insan içinde bulunduğu zor durumları avantaja çevirmeli. Olaylara pozitif yaklaşmalı ve elindekilerin kıymetini bilmeli. Malumunuz şu anda süper fantastik bir işte çalışıyorum. Hafta sonu , bayram , resmi tatil diye bir kavram yok. Bilinmiyor öyle şeyler. Sorulduğunda güzel bir gaz alma operasyonu, işte memleketin içinde bulunduğu durum, işsizlik oranı ve inceden tehdit, iş hayatındaki profesyonellik kavramları anlatılıyor. Ama nedense o profesyonellik bize fazla mesai , güzel bir zam oranı veya tatil olarak geri dönmüyor. Neyse , işte bu elverişsiz şartlarda, geçmişte akıllı uslu , mangal yapan en fazla pansiyonlara giden ben kendimi vurdum dünya yollarına, değişik ülke ve kültürlere. Allah razı olsun , stress atmak için bu işte başıma bir şey gelmedikçe bayağı bir ülke görücem. İçinde bulunduğum konjüktör bunu gösteriyor.


Bu sefer hiçbir plan, taktik tuktik yapmadan tamamen doğaçlama bir tatil anlayışımız var. Osmanlı Paşa torunu olduğumuzdan daha ucuz olan Türkmenistan veya Katar havayolları yerine (hoş 200 Euro fark vardı) aktarma istemediğimizden Türk Havayollarından kişi başı gidiş dönüş.1400 YTL bayılıp aktarmasız 10 saatte bangkok'a giden uçağa biletlerimizi aldık. Bu kadar paraları bayılıp gittiğimiz ülkelerde 1$ için denyoca pazarlıklar yapmak Türklere has bir davranıştır. Ama oldukçada zevkli o ayrı konu. Şimdi hiç araştırmamanın korkusumu , vicdan azabımı diyeyim bir gece önceden gezi forumlarında dolanıyordum. Orada Salim diye bir arkadaşın adresini buldum. İşte msn de tanıştık bayağı bir sohbet ettik. Salim kalender çocuk. Orada thai bir bayanla evlenmiş ve çocuğu var. Evinin karşısında internet cafe açmış bir delioğlan. Allah razı olsun sorduğum her soruyu cevapladı , bangkoktaki telefonunu verdi ve kesinlikle beni arayın dedi. Neyse ertesi gün salimden bir email. Abi sizden bir ricam var. Havaalanında biri size bir paket getiricek onu bana getirirmisiniz yanınızda. İlk başta tırstım, ulan ne var paketin içinde ? Kadim kankam Varan zaten polis ona paket filan değince aklına narkotik işleri geliyor:-)))) Salim'i kırmak istemedik ve kardeş senin adamın paketi xray'den geçirsin havaalanının içinde bize teslim etmesi kaydıyla kabul ederiz dedik. (Bangkok ta salimle içerken hala gülüyorduk bu olaya) Sonunda paket geldi. Paketten ne beklersiniz ?
Bu paket koca bir döner makinası :-))Heyecan ve şaşkınlıktan fotosunu çekmeyi unuttum. Macera bu sefer erken başladı bu gezimizde. E be salim döner makinesi getirttin ya bize Türkiye'den helal olsun. Neyse dış hatlarda naylonla paketleme makinesi var elemana paketlettik orada. Çantalarımızda boş olduğundan ağırlık kotasını doldurmadan sorunsuzca döner makinasını teslim ettik uçağa. Şimdi o döner makinası Salim'e bahtları kazandırıyor.
Pasaport kontrolünden geçip havaalanının duty free kısmına geçtik. Burada Garanti Zone'a gittik. Shop&miles kredi kartım olduğundan yanımdaki bir kişi ile birlikte Garanti zone'dan yararlanabiliyorum. Sabahtan beri aç olduğumuzdan kabus gibi çöktük açık büfenin üstüne. İnsanlar nasıl efendiydi fondoda klasik müzik çalıyor. Ama deligönül açlık tanımıyor.Tüm kart faizlerinin acısını içeceklerden ve yemeklerden çıkardım nasılsa bedava. Sonra gelsin cintonikler ve viskiler. Cintonik aşamasında toplum görgü kurallarına geri döndük. Kafaları bulduk.



Sonra acı gerçeğin farkına vardım. Dış hatlar terminalinde hiç bir yerde sigara içilmiyor. Bu resmen faşizm, terör. Allahın kulları; insan hiç olmazsa açıkta bir yer yapar . Sigara içenlerinde hakları var. Sonuçta patlıcan kızartmasıda zararlı onuda yasaklayın. Ya o anlı şanlı amerikan fastfood markaları. O patates kızartmaları. Zararlı olan her şeyi yasaklarsan. Bu kadar yemek ve içkinin üstüne nikotin krizim başladı. Evet itiraf ediyorum lise yıllarındaki gibi sote bir tuvalet buldum ve sigaramı tüttürdüm. en az alkol kadar çarptı 6 saatlik sigararasızlıktan sonra üstüste 2 sigara.


Uçak 45 dk rötar yaptı.



Sonra uçağımıza bindik. Uçakta ikramlar oldukça iyiydi. Yemekler güzeldi.Hele hostesin cin ve tonik şişesini yanıma vermesi takdire şayandı. Cin & tonik ikilisi sayesinde yolculuk nasıl bitti anlamadım. Varan daha aristokrat olduğundan viskiyle devam ediyor.



Bir türlü adını telaffuz edemediğim Bangkok'un Suvarnabhumi havaalanına indik. Meşhur döner makinamızı aldık ve güle oynaya çıkarken Tayland'lı bir polis çevirdi bizi. Paketin içinde ne var diyor. anlat anlatabilirsen o meşhur ingilizcemle. Hoş ondada ingilizce berbat. "Traditional turkish cook machine" gibi abuk sabuk aptalca , akıllara zarar şeyler söylemeye çalışıyorum olayın paniğiyle. Hoş ingilizce anlaşabilsek ne anlatıcam. Canım abim işte bu bir makine, eti takıyorsun ortasına , yandan veriyorsun alevi sonra döndürüyor , ekmek arası afiyetle yiyorsun. :-)) Bize kestiği ceza tamamen kafadan sallamasyon şöyle pakete bir bakarak 1000 baht yani 30$ civarı. Bahtımız açılıyor Tayland'da Aslında geçmiş tecrübelerime dayanarak adamın vücut dilinden rüşvet istediği belli.güle oynaya 200 bahta düşürürüm onu ama işte insan korkuyor. Huyu nedir buraların birde dışhatlar çevre kalabalık vsvsvsvsv. Salim'i arıyoruz oda nedense rüşvet verin filan demiyor unuttu belki. Sonradan öğreniyoruz Tayland'da rüşvet olayı bir sektör. Polislerin altında son model arabalar. Neyse polis abi kes cezayı ama bize bir kağıt ver diyoruz. Dediğimizi yapıyor. Makbumuzu alıyoruz. Dışarda Salim karşılıyor bizi. Çıkar çıkmaz 2 sigara daha yakıyorum. 12 saatten sonra baş dönmesi yapıyor yine. Taylanda bizden bu mevsimde 4 saat ileri. saatlerimizi ileriye alıyoruz.
Salim allah razı olsun otelimize kadar ayarlamış her şeyi. Otele yerleşiyoruz. Salim bir kilo vermiş burada zargana gibi bir şey olmuş. Bir şey yiyemiyormuş buralarda. Bizi otele bırakıp işine gitmeden Tayland hakkında gerekli her türlü bilgiyi veriyor.
Meşhur elektronik alışveriş merkezi Pantip plazanın yakınında Benz otelinde yerimizi ayırtmış bile. 2 kişi 700 baht. Biz gittiğimizde 1$ = 33 baht idi.

Yazıma devam etmeden gerek Salim'den ve sonra tanıştığımız Haluk abiden ve bizim kendi tecrübelerimizden öğrendiğimiz bilgileri vermek istiyorum.

TAYLAND REHBERİ

**Öncelikle siz bu güleç yüzlü , şirin çekik gözlü insancıkların gözünde soyulmaya hazır bir Farang (yabancı)'sınız. Ondan temiz yüzlülüklerine kanıp yanlış intibalara kapılmayın. Tatil boyunca defalarca kazık olayına maruz kalıp sakınmanız gerekiyor. ama bu ülkede yabancılar kazıklanır asla gasp itilip kakılma olmaz. En büyük ve bence en fantastik kazıklama yöntemi. Adamlar gezilicek yerlerin önünde bekliyor ve siz tam kapıdan girerken burası kapalı diyor . ben seni açık yere götürüyüm :-))))) Be çekik gözlü şirin insan ; arkada koskoca Grand palace içerisinde turistler nasıl kapalı orası yada girişi nasıl başka yerde. Veya adres soruyorsun orası şimdi kapalı ben seni şuraya götürüyüm diyor. Birisi rahip kardeşinin resmini çıkardı cüzdanından yatan buda kapalı bu tapınağa götürüyüm dedi. İşte şehir haritasının önemi burada devreye giriyor. Her yer ayrıntılı açıklanıyor haritada. İşte bu yalnızca bu esnada kafa gömme isteği oluşuyor bünyede ama korkudan tutuyor deli gönül kendisini. Her şeyde pazarlık yapın fiatlar alışveriş yaptığız yere göre 5-10 da birine düşüyor. Ama dediklerine göre son sıralar Tayland'da pahalanmış. Eski fiatlar yok. Özellikle elektronikte %20 kadar ucuzdu Türkiyeden. Bakın aşağıdaki fotoda Grand Palace'ın girişi. Önde ördek bekliyen çakal tuktukçu kapının yanında mavi tişörtlü burası kapalı diyen denyo, yanında arkadaşları. Heryerde bu adamlardan bolca var. En mükemmel taktik hiç sinirlenmeden gülümsemek. Mucizevi bir şekilde sizi rahat bırakıyorlar ve yeni avlara doğru süzülüyorlar.



**Havaalanınında pasaport kontrolüne girmeden solda biryerde Tourism Information bürosunda çok güzel bedava haritalar var. Bunlardan kesinlikle edinin. Pattaya'nın Phuket'in, Koh Samu'inin ve özellikle Bangkok'un ayrıntılı haritaları mevcut. İnanın çok işe yarıyor ne nerede nasıl giderim. Skytrain, Tekne , taksi, otobüs güzergahları. her şey var. Birde haritaya para vermeyin.
**Artık havaalanından çıktığınız vakit. Sizi sarılar içinde manken güzelliğinde Thai kızları karşılıyor. ellerinde taxi tabelalarıyla. Şimdi evli Türk erkekleri için bir sorun yokta. Her bekar yurdum insanı bu karadulların tuzağına düşüp yaklaşık 2000 bahtta bu limusion taksiyle suratında bir sırıtşla oteline gider. O zaman biz ne yapıyoruz. Havaalanının 2. katına çıkıp oradan yolcu getiren ve boş dönen taksilerin olduğu kısıma gidiyoruz.
** En iyi ve kullanışlı ulaşım şekli klimalı taksiler. Şimdi taksi macerası şöyle oluyor. Bir kere taksi eğer taksimetre açılırsa çok ucuz. Bangkok'un bir ucundan bir ucuna 250 Bahtta gidebiliyorsunuz. Ki Bangkok İstanbul'dan daha büyük bir şehir. Havaalanından Otele 40 küsur km olmasına rağmen 200 bahta gittik. Kesinlikle otelin önünden veya alışveriş merkezlerinin önünden taksiye binmiyorsunuz. Yeşil veya turuncu renkte sol köşesi,nde taksimetre işareti olan taksilere biniyoruz. Biraz yürüyün caddeye çıkın. Sonraki aşamalar şöyle. Taksiyi durdurun. İlk gideceğiniz yeri söyleyin. Kabul eder veya etmez zira oldukça nazlılar. Kabul etmezse panik yok bir sürü taksi var ortalıkta. Kafayı takmaya bile değmez burada gayet normal.Kabul etti diyelim. Taksimetreyi gösterip aç diyin. Muhtemelen ben seni daha ucuza götürürüm diyip 500 - 600 baht gibi denyoca bir fiat söylüyecektir. Sizde ; boşver babacan ben ucuzu filan anlamam sen bana taksimetreyi aç diyeceksiniz. Macera bu şekilde eğer buna uyarsanız Türkiye'ye göre çok ucuza Bangkok'un altını üstüne getirirsiniz taksiyle . Resimde bir adet taksimetresi açılmış taksiyi görüyorsunuz :-)




** Rama adında 82 yaşında bir kralları var. Ve Tayland halkı cidden aşırı bir sevgisi var krallarına. Yine genel kuralımız geçerli, kralları hakkında atıp tutma, resimlere bakıp gülme , lakap takma yok. Kesinlikle ya Muay Thai (tayland boksu) egzersizi oda şanslıysanız ve büyük ihtimalle hapis cezası. Buna çok dikkat edin.



**Budizm hakkında bilgi edinin. Zira inanç sistemlerini öğrenmek oldukça faydalı. Ve öğrendiğim kadarıyla budizm oldukça hümanist bir din veya felsefik bir akım. İnternette istemediğiniz kadar kaynak var budizm hakkında. Monk denilen rahipleri toplumda oldukça saygı görüyor.Hiç paraları olmamalarına rağmen otobüslerde ön sıralar bunların. Uçaklarda first classta uçuyorlar. Kadınlara dokunmaları yasak , giden bayanlar ay ne şirin diye el kol hareketi yapmasın. Birde onların kutsal Wat'larına yani tapınaklarına şortla girilmiyor. Buraları gezerken pantolonla gidin.



**Burada sabaha kadar açık seven ellevenlar çok moda. Her yerde var. Simcard deyin 50 bahta veriyorlar. İçinede 100 baht kredi yükleyin çok kolay. Kartın üzerinde ingilizce açıklaması var. Çok ucuza Türkiyeyle konuşursunuz. 100 bahta 4-5 dakika konuşuyorsunuz. Zira Turkcell dakikası 4.5 Ytl yazıyor ve sizi arıyan olursa 1,5 ytl. Hoş bende ikizcell vardı hiçbiryerde çalışmadı. Avea iyiydi hem kamboçyada hem burada sorun yaşatmadı.

**Kavga etmek bağırmak çağırmak büyük ayıp. Şiddet çok çok ender. Ama bu insanların kibarlığına alışıp Türkiyedeki gibi agresif olmayın. Zira ufak tefek olmalarına karşı acaip güçlüler ben görmedim ama 160 lık birtanesi kapı gibi ingilizleri yıkıyormuş kavgada.

** Sırf artistiğine Seafood gibi gramı bilmem kaç bahta satılan yerlerden yemek yeme yerine adam gibi halkın gittiği restaurantlara gidin. Valla ben sokak satıcılarından bile yedim. Varan' palmiye yağı kokusundan 3 gün aç kaldı. Özellikle önericeğim Varan'ın bile afiyetle yediği Fuji ve MK restaurantlar zincirine gidin. Türkiye deki sosyetik ve bilinçsiz tiplerin anlattığı "ay şekerim geçen sushi yedik, daha öncede thai yemekleride çok lezzetliydi "dediği ve yüzlerce Ytl'e bayıldığı yemeklere siz burada porsiyonu en fazla 3$ la afiyetle yiyebilirsiniz. Söyleyin şöyle önünüze tiger karidesleri, ananas kızartmalı pad thaileri, bol karidesli Tom yung çorbalarını, Fujiden sushi setlerini. Üstünede bayıldığımız Chang birasını . İlk defa bir seyahatte Efes'i aramıyoruz.


**Eğer demiyim; kesinlikle alışveriş ediceksiniz alışveriş etmeme birşeyler almama gibi bir şansınız yok. Ödediğiniz vergiyi geri alabiliyorsunuz. Hiç üşenmeyin makbuzunuzla birlikte dışhatlardaki VAT REFUND ofisini bulun ürünü gösterin 5 dk kada %7 gibi bir meblağı geri alın. Bu kıyağımıda unutmayın. :-)))

**Sol elle yemek yemeyin.Çocukların başını okşamayın.
**Tuktuk denen motorlu zımpırtılara binmeyin Bangkok'ta. Hiç gereği yok , hem çakal kılıklı sürücüleri var hemde klimalı taksiler dururken Bangkok trafiğinde o rutubetli havada egzos gazı solumaya gerek yok. Neymiş no tuktuk.
**Meşhur Khosan road 'dan ne günü birlik tur nede diğer ülkelere otobüs bileti filan almayın. Dediğim gibi elinizde harita taksiyle doğaçlama dolaşın bangkok'u. 26 saatte kamboçyaya giden Turistlerin hikayeleri anlatılıyor her yerde. Sonuçta adamlar istediğin yere götürüyor seni ama kaç saatte? Khosan road dan tur filan almayın.
**Yanınıza illaki birileri bir şey satmak veya tuktuk , taksi için gelicekler. Bunaltıcaklar. Tecrübeyle sabit kızmak yerine gülümseyerek başınızı iki yana sallayın. Sizi rahat bırakıyorlar. Burada başınızı aşağıdan yukarıya sallamak evet anlamında.
Şimdilik aklıma gelenler bu gezimize geri dönelim.

Ertesi sabah yorgunluktan ve saat farkından sabah 10:00 gibi otelden çıkıyoruz. Gün bizim. Caddelerde yürümeye başlıyoruz. Ben fazla rahatsız olmadım ama Varan'ı aşırı etkiledi palmiye yağı kokusu. İlk dikkatimizi çeken her yerde satılan taze tropik meyveler. Aşağıdaki hindistan cevizleri 1$ dan azdı 25 baht. Pipeti takıp buz gibi içiyorsunuz.

Sonra elektronik konusunda akıllara zarar bir yer olan Pantip plazaya geliyoruz. Her şey ama her şey var bilgisayar ve elektronik konusunda. Varan'ın şaşkınlığı fotoda belli. Kanka hemen kaçalım diyorum buradan zira tüm paramı harcayabilirim. Tatilde bilgisayarla ilgili bir şey görmek istemiyorum. Ama meraklısı kesinlikle gelsin. Yinede dayanamadım bir sürü pc ve ps2 oyunları satın aldım. Tanesi 2$ lara orjinale yakın kopyaları kesinlikle Türkiye'den çok kaliteli. (Korsan'a hayır)Sonra giyim eşyalarının olduğu Platiunum plazaya gittik. Burada çok kaliteli tişörtler 3$ filan.



Gezi dolaşın ayak masajı yaptırın. Sonra gezin dolaşın yine ayak masajı yaptırın. Sonra bir o kadar gezin dolaşın yine ayak masajı yaptırın. Böyle bir döngüye girdik bangkok sokaklarında. Aroma terapi, oil masaj, spa filan onları hiç saymıyorum. Bu masajlar olmasaydı bu kadar yürüyemezdik sokaklarda.




Sonra gece meşhur Khosan Road'a geliyoruz. Burası ayrı bir alem . 72 çeşit milleten insan var. Daha çok şu çantalı gezgin cenneti. Sokak satıcılarında enfes tavuklu, karidesli yanında kızarmış ananaslı Padthai ler , erişteler adını bilmediğim şeyler satılıyor. Varan sokak satıcılarından yiyemediği için Khosan road'un sonunda Demokrasi anıtının tarafında adını unuttuğum lüks bir restauranta gidiyoruz. Ve orada favori yiyeceğimi keşfediyorum. Bütün ananasın içine karidesli tavuklu pilavı koyuyorlar ve fırınlıyorlar. Tadını anlatmak için kelimeler kifayetsiz kalıyor. Ayrıca türkiye'den yanımda getirdiğim antalyadaki meşhur kebapçı urfalımın kolonyalı mendilide güzel bir ayrıntı olmuş masada. Yoksa bu yemekleri türkiye de yiyip Tayland'da yedik demiyoruz. biz gittik oralara :-)Taylanda kilo alan ilk türk olarak tarihe geçiceğim.



Ertesi sabah 09:00 gibi kalkıyoruz. Kahvaltımızı tropik meyvelerle yapıyoruz. Ananas ve hindistan cevizinden zehirlenicem burada. Sonra haritadan seçtiğimiz 1728 yılında Kral Rama 1 tarafından kurulan Grand Palace'a gidiyoruz. Grand Palace , Rattanakosin Island denilen eski Bangkok'un olduğu adada. Taksiye binin direkt grand palace deyin , çevresinde yürüme mesafesinde olan bir sürü wat (tapınak ) var. Oldukça büyük bir yer. Tayland'a muson mevsiminde yani haziran'da gelmemize rağmen hava rutubetli ve bunaltıcı. Günde 2 saat yağmur yağıyor sonra hiç yağmamış gibi yeniden açıyor hava. Grand Palace'ın içinde The royal Monastery of the Emerald Buddha yı geziyoruz. İçerde foto çekilmesine izin vermiyorlar. İçerde dua ayinine katıldık. Farklı bir tecrübe oluyor ayrıca o bunaltıcı sıcakta serinlik iyi geldi. Sonra sırasıyla The Upper Terrace, Subsidiary Buildings, The Galeries, The Phra Maha Monthian Group , The Chakri Group, The Dusit Group ve The Borom Phiman Mansion'u dolaşıyoruz. Her birinin hikayesini özelliklerini internetten yada orada bulunan broşürlerden öğrenmekte fayda var. Aval aval bakmıyorsunuz size çok farklı gelen mimari tarzına.













Grand Palace gezisi sonrası yorgunluktan ve sıcaktan bitiyoruz. Yolda bir amcam buzu rendeliyor bizdeki karlama gibi üstüne çilek sosu döküyor birazda krema . Yerken serinliyoruz.





Serinledikten sonra yürüme mesafesinde olan Yatan buda heykeline doğru yola koyuluyoruz. Burdada bizi yine denyo tabiatlı Thai insanları karşılıyor. Adam yeminler ediyor Yatan Buda kapalı diye. Ben sizi başka bir tapınağa götürüyüm. Bu tür manyaklıkları gülümseyerek geçin sinirle başedemezsiniz zira adamlar aşırı yüzsüz. Tapınağı gezdikten sonra "hani lan kapalıydı" diyorum sırıtarak bakıyor. Tapınak saatleri aşağıdaki gibi kimseye kanmayın.



Yatan Buda heykeli devasa boyutlarda ve altın kaplama. tam hatırlamıyorum ama 46 mt ye 17 mt gibi bir şeydi. Burayı görmek değişik bir deneyim oldu.





Sonra yeniden ayak masajı ve tropik meyveler. enerji topluyoruz.



Kanalda halkı taşıyan feribotlar var. Giriş 7 baht. Bunlarla her iskeleye gittik. Resmen kanal turu yaptık tekneden inmeden. Ucuza kanal turu yapmanın en iyi yolu. Sonra karşı tarafta kalan Temple of Dawn'a gittik.







Akşama Khosan Road'a gidiyoruz. Buraya kesinlikle gidin. Barlarda oturun biranızı yudumlayın. İnsanın 10 yaş genç olası geliyor. Bizim gençler piyasa yeri görsün alsınlar sırtçantalarını gezsinler dünyayı. Öyle cafelerde oturup sigara içerek karşıyı kesmek olmuyor. Khosan road bir panayır yeri gibiydi.
Sokakta futbol show yapanlar.



Hintli bir eleman film çekimi yapıyordu. Boolywood'u sonunda yakından gördüm. Benim bombaytv çalışmalarımıda göndericem onlara:-)))) Elemanda bir havalar bir artistik ekibi bir fırçalama. Acaba bizim paçoz popstarlardamı bu şekilde. Neyse İngiliz grup bir tezahurata başladı havasını aldılar elemanın, içinede ettiler clip çekiminin. Hayatımda ilk defa ingilizlere sempati duydum.



Sonra Salim'i arıyoruz. Saolsun atlayıp geliyor hemen. Sonra gelsin biralar gitsin karidesli pilavlı ananslar, jumbo karidesler , padthailer.



Sonra diyoruzki ; Salim'ciğim biz Kamboçya'ya geçiceğiz karayoluyla nasıl yapalım canım ? salim garip garip bakıyor suratımıza. Abi diyor keserler orada sizi. Yok illaki kafaya koyduk birde planımız karayoluyla PoiPet'ten Kamboçya'nın başkenti PhonPen'e geçmek. Salim eşini arıyor, otobüs terminalini öğreniyor ve sınırda kesinlikle çocuklara para vermeyin diyor yoksa hepsi istermiş.
bu kadar yorgunluk, içki ve yemekten sonra sonra uykumuz geliyor otele dönüyoruz.

Sabahtan vurduk kendimizi yine yollara. Korkunç bir rutubet var. Otelin hemen yanındaki masaj salonuna attık kendimizi. Bu sefer oil masaj yaptırdık. Masajcı teyze belime masaj yaparken senin belin hasta dedi. Gerçektende bende bel fıtığı vardır. Dur dedi ben tamir edicem . aman teyze yapma etme derken zira yarın Kamboçya'ya yola çıkacağız belim bir tutarsa yerimden kalkmama imkan yok. Valla teyze bir daldı bele tek tek parmağıyla omurların arasına soktu filan. Bildiğim tüm duaları ettim. Bu ufak tefek kadın bile bu kadar güçlüyse, abartmıyorum tüm kemikleri eliyle kırabilir vücudunuzdaki bu nasıl adam yoğurmadır. Kadın neredeyse belime geliyor birde. Ama enteresandır Kamboçya'nın o berbat yollarında , o tuktuk tepelerinde , Angkor wat'taki tüm gün yürümelerde hiç belim tutmadı. Kadına Bangkok'a döndükten sonra 2 kere daha masaj yaptırdım. Buradan teşekkürleri borç bilirim kendisine.


Sabahtan başlıyoruz dolaşmaya. Yine tropik meyvelerle kahvaltı. Yine wat'ları gezme. Artık içimiz dışımız Wat (tapınak) oluyor . Aslında güneydoğu asyaya gelmenin mevsimi aralık ve ocak ayları. Ama haziranda avantajınız ölü sezon yani buraların kışı olduğundan fiatlar oldukça düşüyor ve kalabalık olmuyor. Kış mevsimi dediğime bakmayın 36 derecelik bir kış yaşıyorsunuz. Akşama doğru sağnak şeklinde bir yağmur yağıyor 2 saat kadar sonra hava yine günlük güneşlik. Yağmur gezimizi olumsuz etkilemedi aksine havayı ferahlattığından işimize geliyordu. Öldürücü ayı ise Nisan ayıymış. 40 derecelik sıcaklar ve korkunç bir rutubet oranı. Unutmayın nisanda buralara gelmek yok.



Tayland'da devasa gökdelenlerin yanında barakalarda insanlar yaşıyor. Bizdeki gibi zengin ve fakir semtler gibi keskin çizgiler yok kentte. Yine vuruyoruz kendimizi yollara. İlk durağımız meşhur MBK center. Burası dışarıya göre oldukça pahalı. Ama gezilip görülmeli. Üstte Mk restaurantta kızarmış ördek, tiger karideslerle, pad thailerle ve bol acılı tom yung çorbasıyla ziyafet çekiyoruz. Klima çarpmasından sonra acılı bol karidesli bu çorba ilaç gibi geliyor bana.



Bu kadar trafiğe hiç korna çalınmıyor. İnsanlardaki sabır bize inanılmaz geliyor. 6 dakika süren kırmızı ışıklar var Bangkok'ta.


Otobüs biletimizi şimdiden almak istiyoruz ve Salim'in söylediği Ekamai otobüs terminaline gidiyoruz. Ertesi sabah 05:30 'a bilet buluyoruz Kambocyaya ve adam başı 128 baht. 4$ gibi bir rakam.



Otele gidiyoruz. Madem uyuyamayacağız diyoruz Salim tarif etmişti. yürüme mesafesinde Chang birasının sponsorluğunda dev ekran kurmuşlar caddeye . Bira makineleri etrafında karides, kalamar, ahtapot, sosis,ördek kızartanlar. elimizde soğuk biralar. ama varan'ı bir türlü sokaktan yemeğe ikna edemiyorum. Halbuki kızarmış ahtapotlar ve ördekler cidden nefis.



Biraları ve nevaleyi alıp başlıyoruz maçı izlemeye. Türkiyem bizi mahçup etmiyor. 2-1 alıyoruz İsviçre maçını. Futbol'un nasıl bir güç olduğunu bir kez daha anlıyoruz. Herkes futbol sayesinde türkiye'yi tanıyor. Milyon dolarlara ülkenizi bu şekilde tanıtamazsınız. Teşekkürler Milli takım.






Maçtan sonra Ekemai terminaline doğru yola çıkıyoruz. 6 saatlik rahatsız bir yolculuktan sonra , devlet otobüsleri dardı. Tayland-Kamboçya sınırındayız. Kamboçya maceramız bu adreste.
Kambocya Gezisi

Yine Bangkok'tayız. Şimdi kendimi öyle bir otobüsten atıp sigara içişim varki. Rus'a benzettiğim biri yanıma yaklaşıp o en son Ürdün'de Amman'ın ara sokaklarında duyduğum meşhur soruyu soruyor. "Türkmüsün?" :-)) Haluk abimizle işte böyle tanışıyoruz. Haluk abi tam bir gönül adamı. Yani Bangkok'ta öz abim yaşasaydı bu kadar yardımcı olurdu. Sizi bırakmam diyor , bir şeyler yiyip içeceğiz.
Haluk abinin hikayeside enteresan . Kendisi Eskişehir'de baharat işindeymiş ve ekonomik durumuda oldukça iyiymiş. Malum krizle her şeyini kaybetmiş. Eşinden ayrılmış bunalıma girmiş. Kafayı toparlamak için plansız programsız atlamış gelmiş Tayland'a. Burada aynı Haluk abi gibi bize misafirperverlik gösteren Kim yengemizle tanışmış. 6 ay Kim'lerin köyünde kalmış. Sonra hiç bilmemesine rağmen kadın saçlarına kaynak işine girmiş. Haluk abi 46 yaşında olmasına rağmen hepimizden genç gösteriyor. Haluk abinin ingilizcesi benim gibi. Taylandca çat pat derdini anlatıcak kadar. Ve abimiz atlıyor motora Myanmar'a gidiyor atlıyor motora bizim kamboçya'ya gidiyor orada köylülerden saç topluyor. Zaten bizim o sınırdan geçtiğimizi öğrenince aşırı sempati duydu bize. Şimdiye kadar tur harici gelen birileriyle tanışmamış Tayland'da. Hele karayoluyla Kamboçya'ya geçene rastlamamış. İlk defa bizden daha çılgın birine rastladık ve itiraf ediyorum içki içme kapasitesiylede o kadar kendimle övünen bana ayarı veriyor Haluk abimiz.

Haluk abinin dükkanlarının önünde sokakta içiyoruz. Nevalemiz mangolu pilav. Gerçek Tayland'ı tanıyoruz burada. Singha biralarda güzelmiş.



Haluk abi ; tam bir sohbet adamı . Yapma etme içmeyelim bu kadar Haluk abi derken laf lafı açıyor dibine vuruyoruz biraların. Yaşadığı maceraları anlatıyor Tayland'da. Hayatı film olucak insanlardan.



Haluk abi'nin yan komşuları. Kızın babası Avrupalı. Kaçmış gitmiş annesi bakıyor şimdi.



O kadar sarhoş olmamıza rağmen Varan , çekirge ısmarlama çabalarımı sonuçsuz bırakıyor. Yeniliklere açık değil bu çocuk. :-)) Halbuki güzel karafatmalarda var. Gerçek Bangkok'ta yani turistik olmayan bölümlerde olduğumuzdan her türlü hayvanat satışı var. Kurbağa, kızarmış solucan, karınca, çekirge zaten standart.





Kalan iki günümüzde avare avare dolaşıyoruz. Akşamlarıda Haluk abiyle içki sohbetleri.
Daha önce yazdığım döndü aynı, yürüme, masaj, yürüme masaj. O bel fıtığımı anlıyan teyzeye 2 kere daha oil masaj, aroma teraphy ve spa gibi ülkemizde sansasyon yaratan hava atma malzemesi olan ve tatilköylerinde 100 euro dan başlıyan masajları 4-5 $ arası yaptırıyorum. Yumoş gibi bir şey oluyorum bu masajlar sonrası. 2 günümüz maksimum tembellik ve bolluk içinde geçiyor Bangkok'ta. Siam Centre gibi büyük bilinen alışveriş merkezlerini geziyoruz. Tabi yine sushiler tiger karidesler biralar.

Artık para hesabı yapalım diyoruz ve şaşırtıcı olayı farkediyoruz. Bu kadar zevk sefaya, iki ülke görmemize rağmen adam başı 900$ harcayabilmişiz. Hayır kimseyide kazıklamadık. O zaman hadi bir kanal turu yapalım diyoruz. Daha önce gezdiğimi ve oldukça beğendiğimiz Temple of Dawn'ın karşısındaki iskeleden 1000 bahta bir tekneyle anlaşıyoruz. Paramız beklemediğimizden fazla olduğundan tekneyi komple kiralıyoruz. Başlıyoruz 2 saatlik kanal turuna.











Hırvatistan maçını izliyoruz. bu nasıl bir maçtı. Teşekkürler Türkiye. Başımız hep dikti bu tatilde. Bindiğimiz taksiciler bile ne güzel futbol takımınız var diyorlar.



Söylemesi ayıp, Vietnam vizemi kolaylaştırmak için ; hanıma şöyle yakutlu pırlantalı bir yüzük alıyorum. Seneye planımız Vietnam ve Laos.

Artık tatil bitiyor. Türk Havayolları aklınızda olsun 9 nolu girişte Dışhatlarda



Budist rahip öğrenciler geçit töreninde. Saygı kusursuzdu bunlara. Polisler şapkalarını çıkartıyor.



Vergi iadelerimizi alıyoruz. Alışveriş makbuzlarını saklayın ve ürünü göstererek vergi iadenizi alın



İşte demokrasi budur. Tayland'da çoğu yerde açık havada bile sigara yasakken, Dış hatlarda her yerde smoking roomlar var. Bizimkilere duyurulur.



Ve seyahatimiz İç hatlardaki Garanti Zone'da Antalya uçağını beklerken bitiyor. Söylememe gerek yok yine tarumar ediyoruz açık büfeyi fonda klasik müzik çalarken. Aynı Hannibaldaki , Antony Hopkins gibi ahenk içinde.



Uçak bileti ve alışveriş hariç 2 ülkedeki tüm yeme içmelerimiz 1000$

11 comments:

  1. çok güzel bir site haline geldi. dostum benim eline sağlık

    YanıtlayınSil
  2. günümü kurtardın, bu kadar mı komik güzel yazılır, işi gücü bırakıp baştan sona okudum, çok eğlenceli geçmiş belli ki:) bi de karnım acıktı sorma, akşam çin seddine mi gitsem acaba:)

    YanıtlayınSil
  3. cenk,

    klişe bi söz olaack ama : büyüksün.

    imrenmedim dersem yalan olur. tek avuntum, bir gün gezmek istersem fikir alacak bir arkadaşım olduğunu bilmem...

    devam lütfen...

    feridun

    YanıtlayınSil
  4. bizde 4 arkadaş 2008 de çıktık thailanda katarda 14 saat misafir ettiler katar hava yolları mövenpick otelinde orayıda görmüş olduk. 15 gün tamamen doğaçlama ve araştırmayla çok yer gezdik gördük bütün yazılarınızı okudum acayip akıcı ve güzel bir anlatım olmuş tebrik ederim yaşıyor insan yazıları okurken:) bu yazda balayına gidicem ya thailand kamboçya laos yapıcam yada thailand singapur malezya düşününce ve araştırmadalardayım:))

    YanıtlayınSil
  5. Süper eglenceli yazmışsın. Bizde Eylül sonu gibi gideceğiz.. Ellerine sağlık, tüm bilgiler elimizde sayende :)

    YanıtlayınSil
  6. ben yorum yazmıştım neden yayınlamadınız anlayamadım varanıda cenkide ayrıca tanıom tanımasam bu sitede ne işim var değilmi?

    YanıtlayınSil
  7. bayağı uzun oldu ama okursunuz sanırım cenkle varan.gezmekten eliniz değerse eğer bir göz atın bu yazdıklarıma inşallah sizin için yararlı şeyler yazmışım.neyse kendinize iyiiyiyiyiyiyiyiyiyiyiyiiyiyiyiyiyi bakın oldumu

    YanıtlayınSil
  8. abi gerçekten on numara gezi yapmışsın.en komik olanıda döner makinası olayı ve polis anlatman olmuş.şirkette işi gücü bıraktım doya doya zevkle okudum.Sayg....dinçer

    YanıtlayınSil
  9. Merhaba Cenk bey,
    2003 den beri kışları geçirdiğim güzel ülke Thaillandı kaleminizden okumak keyifli oldu.Ne yazık ki seks turizmi gelir insanların aklına Thailland denince,oysa kültür vardır ,doğa muhteşemdir oonca güzellik yaşanır o ülkede.
    Ah bir de Guinnes rekorlar kitabına girmiş tiyatro Siam Niramit e gitseydiniz.
    Bir başka seyahat anılarınızı okumak dileğiyle keyifli nice, yolculuklar diliyorum

    Kaptan Asuman Erel.

    YanıtlayınSil
  10. Asuman Hanım;
    Fikirlerinize katılıyorum. Malesef bazı ülkelerin imajı ilk etapta istenmedik şekilde olabiliyor. Türkiye olarak bizde zaman zaman yanlış imajdan muzdaripiz.

    Siam Niramit'e gitmediğime şimdi bende üzüldüm. Malesef gezilerim spontane , plansız programsız olduğundan çoğu yeri atlıyorum. Bir dahaki uzakdoğu gezimde yine ilk durak zorunlu olarak Tayland olucak. Eğer gidilmesi gereken yerleri ve bilgilerinizi paylaşırsanız çok memnun olurum.

    YanıtlayınSil