Sayfalar

Recent Posts

2008/03/13

Groundhog Day Tadında Bir Şube Kuruluşu



İzlememişseniz kesin izleyin. Muhteşem bir filmdir. 1993 yapımı , yönetmen Harold Ramis. Kendine özgü çok basit bir felsefesi vardır. Başkalarıyla uğraşmayı bırakıp , kendimizle uğraştığımız anda iç huzurumuzu yakalıyabiliriz.

Şimdi başroldeki abimiz Phil (Bill Murray) kariyeri bitmiş , aksi, huysuz bir tv spikeridir. Rita ( Andie Macdowell) ablamızla, Amerikanın ücra bir kasabasına Groundhog Day denilen, kunduzun kutudan çıkıp baharın erkenmi gelip gelmeyeceğini müjdeleyen bir festivale zorla haber için giderler. Ve bu garip kasabada kardan dolayı mahsur kalırlar.

Sonra; Kardan mahsur kalmasından dolayı otelde kalan Phil, ertesi sabah uyandığında aynı günü yaşadığını (yani dünü) yaşadığını farkeder. İlk başta kulağa hoş geliyor ama her sabah saat 06:00'da iki salak dj'nin saçma sapan konuşmalarıyla, her sabah bono ve cher'in "i got you babe" parçası ile uyanmanın dayanılmaz zulmunu ve trajikomik durumunu kahkahalar eşliğinde izliyorsunuz.

Phil neler denemezki; piyano çalmayı öğrenir, buzdan heykeller yapar, ritayı etkilemek için fransızca öğrenir, fransızca şiirler okur, kasabadaki güzel kadınlarla yatar,banka soyar, defarlarca intihar eder, iyi olmayı dener, kötü olmayı dener. Ama bir türlü rita'yı ayarlıyamaz. :-)) Sonuç yine sabah 06:00 yine iki salak dj ve yine i got you babe eşliğinde uyanma.

Filmdeki repliklerden, gülmekten karnıma ağrılar girdi.

rita: "Bu ani sanki daha once yaşamiştım. Sana da olur mu bu?"
phil "bunu daha once soylememiş miydin?"

phil (suratta ağlamaklı bir ifadeyle) "bir gün bir kadınla yatmıştım. sabaha kadar sevişmiştik. neden o günde değil de bugünde yaşıyorum?"

rita "yalandan nefret ederim."
phil(kafasını sallıyarak ertesi gün uyandığında unutmamak için) "beyaz çikolata yok . yalan yok."

Sonuç itibariyle süper bir , hem güldüren hem düşündüren komedi filmi. Aynı hayatı yaşıyoruz, sıradan ve monoton. Aynı Phil gibiyiz ama bu sefil hayatı neşelendirmek, faydalı kılmak yine kendi elimizde. Filmi kesinlikle izleyin diyorum.

Neyse konuyu oldukça dallanıp budaklandırdım. Geçen Şubat (Filmde 2 şubatta geçiyordu) ayında Beyşehir'e şube kuruluşuna gittim. Phil abimizdeki gibi aynı kariyer bitmesi, aynı huysuzluk , ulan ne işim var benim buralarda, yaş olmuş 36 , ailenden ayrı garip garip yerlerde şube kuruluşları. Zaten ilk şoku yaşadık Beyşehir'de. Efendim Beyşehirde otel yok. Yani şöyle rahat rahat kalabileceğiz güzel bir otel yok demek istedim. Mecbur öğretmen evine yerleştik. Zaten her olaya kötü tarafından bakınca ilk moral bozukluğunu yaşadım. Neyse efendim üstüne birde acaip bir kar yağışı başlayınca Beyşehirde mahsur kaldık. Bir anda film aklıma geldi. sonra olanlar oldu . Resmen işten ziyade bir gezi oldu benim için :-)))) Aslında beyşehir bu kadar kötü yer değilmiş , her akşam bir küçük rakı bünyeye çok iyi geliyormuş, rakıdan sonra -15 derecede karlarda yuvarlanıp kartopu oynanabiliyormuş.

Beyşehir Öğretmen Evi aslında gayet güzel bir yermiş



Manzarasıda oldukça güzelmiş




Rakı, köprü, kar, ve bogart vari poz





Beyşehir aslında güzel yermiş



Bu köprüye kafayı taktım






Öyle bir kar yağdıki, şehir merkezinden kamyonlarla taşıdılar





Bob ross abimi saygıyla anarak. "Bu ağaç çok yalnız"





Yaşam zevkimi pozitif yönde arttırmam verdiğim pozlarada yansımaya başladı



Nefis bir manzara eşliğinde , zincirimizi takıp Antalya'ya doğru yola çıktık. Kıssadan hisse, hepmiz aynı monoton, sefil hayatları yaşıyoruz. Duruma dert yanıp , devamlı şikayet ediceğimize, hayat bakış açımızla, hayattan zevk alalım. Oh! sosyal mesajımıda verdim. Bir dahaki yazıda görüşmek üzere.





0 comments:

Yorum Gönderme